SINAV ZAMAN
Üye olun, başarıyı yakalayın..!
e-mail adresiniz şifreniz
Şifremi Unuttum Kurumsal giriş için tıklayınız.
Abonelik Anasayfa Hakkımızda YHS YGS LYS KPSS Rehberlik Sınavlar SSS Künye-İletişim
 
  Zaman hızla daralıyor, ne yapmalı?

 

 

 

Bu seneki OSYS’ ye 1.711.254 başvuru oldu. Başvuran adaylardan 1.648.229 öğrenci üniversiteye giriş sınavlarının ilki olan YGS girecekler. Diğer 63.025 öğrenci ise sınavsız geçişle ilgili sadece tercihte bulunacaklar. YGS sonrası alınacak puanlar LYS girmede baraj oluşturacak. YGS’de herhangi bir puan türünden 180 barajını aşan adayla istedikleri bir LYS’lere girmeye hak kazanacaklar. İsteyen adaylar ise YGS puanlarına göre isterlerse ön lisans ve bazı lisans programlarını tercih edebilecekler.

Çalışma sürenizi gözden geçirin

Sınava kadar kalan zamanı maksimum değerlendirebilmek için öncelikle zaman planlaması yapılmalıdır. Yapılacak planlamada puan getirisi en çok olan dersler, az bir tekrarla tekrar hatırlanabilecek konular ve bunlara ne kadar zaman ayrılacağı önceden belirlenmelidir. YGS’ye az bir zaman kala yapılacak çalışmalar, şu ana kadar yapılmış çalışmaları daha anlamlı kılacaktır.

Eksik Ygs Konusu Bırakılmamalıdır

YGS, yerleştirme puanına % 40 oranında katkı sağlayacağı için büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla mayıs ayının 15 kadar YGS konularını bitirecek şekilde çalışılmalıdır. Sınava kadar kalan sürede konuları pekiştirmek için bol bol soru çözmek, tekrar yapmada fayda var. Adaylar kendilerini yetersiz gördüğü konuları tespit ederek tekrar çalışmalıdırlar. Hiç bilmediğiniz konulara zaman ayırarak öğrenmeye çalışmak yerine önceden kısmen öğrenilmiş konuları pekiştirmek için tekrar etmek daha faydalıdır.

Geçen yılların YGS soruları bu seneki sınav sorularının habercisi

Konu eksiği olmayan öğrenciler için geçmiş yıllara ait ÖSS ve YGS’ler aynı zamanda konu tekrarı işlevini görür. Özellikle yılsonuna doğru öğrenciler konuları tekrar etmekten sıkılırlar. Bu durum konuların çokluğundan veya bazı konuların iyi öğrenilmesinde kaynaklanır. Bütün bu durumlar karşısında geçmiş yıllara ait soruları mutlaka çözülmelidir. Çıkmış soruları çözmekle; sınavda hangi konulardan soru geldiği, soruların üslubu, soruların mantığını, soruların soruluş tarzını, soruların konulara göre dağılımını, konuların önem derecelerini, hangi konulardan ne tip soruların sorulabileceğini, soruların zorluk ve kolaylık oranlarını belirlenebilecektir. Unutulmamalıdır ki, çıkmış sorular sınavın aynası niteliğindedir.

Deneme sınavları ihmal edilmemelidir

Deneme sınavları hem teknik, hem taktik, hem de psikolojik anlamda gerçek sınavın bir provasıdır. Dolayısıyla prensip olarak her denemeyi ciddiye alınmalıdır. Evde yapılan denemelerde de gerçek sınavdaymış gibi performans gösterilmelidir. Hesap makinesi, cep telefonu vb. materyaller kullanmamalıdır. Gerçek sınavda testleri hangi sıraya göre çözme düşünüyorsa denemelerde de aynı şekilde hareket edilmelidir. Bunun için de en iyi olunan testle sınava başlanmalı ve en zayıf hissedilen test sona bırakılmalıdır.

Denemeleri İyi Analiz Edilmelidir.

Deneme sınavlarının sonunda genel bir analiz yapılarak eksik konular belirlenmelidir. Mümkün olduğu kadar deneme sınavlarını genel olarak değil de test test ya da konu konu analiz etmeye çalışılmalıdır. Her denemeden sonra bütün testlerde yaptığınız yanlış, doğru ve boş soruları görebileceğiniz bir çizelge hazırlanabilir.Böylece hangi testin, hangi konusunun, hangi bölümünde sorun yaşadığınızı daha net görülebilir.Yetersiz olan yönlerinizi hızlı ve etkili biçimde tamamlama imkânına sahip olunabilir.

Sınava az kala bazı değişikliklerin gözlenmesi normaldir.

Sınava az kala öğrencilerde şiddetli huzursuzluk, ders çalışırken dikkati toplayamama, zamanın hızlı geçtiği inancı ve panikleme, yakın çevrede arkadaşların sınava daha iyi hazırlandığı kendisinin daha az hazırlandığı düşüncesi ve heyecanlanma gibi durumların gözlenmesi doğaldır. Belirtilen süreçler sınava hazırlanan her öğrenci için gözlenebilecek durumlardır. Sınava hazırlanan öğrencinin mutlaka kaygı yaşayacaktır. Bu kaygıların bir kısmı gerçekçi diğer kısmı ise gerçekçi nedenlere bağlı olmadan oluşan kaygılardır. Önemli olan kaygı düzeyini normal seviyede tutabilmektir.

Kendinizi çalışma kampına alabilirsiniz.

Kalan süreç içerisinde öncelikle kendinizi çalışma kampına alarak kalan süreyi daha verimli geçirmenize imkân sağlayacaktır. Çalışma sürecinde televizyon izlemekten, telefonla meşgul olmaktan ve internete girmekten meydana gelen zaman kaybı önlenecektir. Yapılan fedakârlık, başarı olarak mutlaka öğrenciye geri dönecektir.

Norma kaygı yararlı aşırısı ise zararlıdır.

Adayların sınava gireceğiniz salonunu daha önceden görmelerinde yarar vardır. Sınav ile ilgili endişeler; genellikle zamanı doğru bir biçimde değerlendirememek, sürekli sınavı düşünmek, sınav sonrasını düşünmek, kazanılamazsa ya da istenilen bölüm olmazsa yaşanılacakları düşünmek oluşturur. Sınava doğru bu tür kaygının normal olduğunu unutmamak gerekir. Kaygıyı azaltıcı nefes egzersizleri yapılabilir.

Sınav her şey değildir.

Unutmamak gerekir ki, sınav bir ölüm kalım savaşı değildir. Sınava verilen anlam ve bakış açınıza göre kaygı ve motivasyonunuz artar veya azalır. Soruları, kolay veya zor soru gibi nitelendirmek yerine, seçicilik özelliği daha fazla olan soru olarak görmek-özellikle matematik fen sorularına-önyargılı yaklaşmanıza engel olur. Sınav, kişiliğinizi değil bilginizi ölçer. Dolayısıyla sınava nefret geliştirmek yerine, sınavı daha mutlu bir hayat yaşamanız için basamak olarak değerlendirmek psikolojik açıdan daha doğrudur.

Doğru Beslenme ve Dengeli Uyku Başarınızı Etkiler

Araştırmalar göstermiştir ki, dengeli beslenme ve yeterince dinlenme öğrenmeyi olumlu yönde etkilemektedir. Sınavlarda hiçbir besin tek başına mucizevî bir etki göstermez. “Yeterli ve dengeli beslenme” ölçü olmalıdır. Yapay beslenme yerine doğal olanı tercih edilmelidir. Örneğin, şekerleme gibi basit şekerler yerine, kuru üzüm veya A ve C vitaminlerince zengin taze meyve ve sebzeleri tercih edilebilir.

Çalışma ile sosyal etkinlik arasında denge kurulmalıdır.

Son haftalarda yapılacak psikolojik hazırlık, akademik hazırlık kadar önemlidir. Bu nedenle dinlenme sürelerinizde ve boş vakitlerinizde, spor yapmak, yürümek, müzik dinlemek, sevdiklerinizle bir arada olmak, olumlu şeyler düşünmek gibi üzerinizdeki stres yükünü hafifletecek, sizleri rahatlatacak etkinliklere ağırlık verin.

Sınavda Puan Artırıcı Tüyolar

Çalışmayı en son ne zaman bitirmeliyim

İsteyen eğer rahat olacağını hissedecekse son zamana kadar ders çalışabilir. Ama tavsiye olunan ise sınav öncesi 1-2 gün kala aşırı çalışmayı bırakmasıdır.

Sınava hangi testen başlamalıyım?

Öğrenci öncelikle hangi alanda başarılı ise o alandan başlaması motivasyon açısından en doğru olandır. Puan getirisi olarak baktığımızda genel olarak sayısalcı adayların  öncelikle Matematik ve Fen testinden başlayıp sonra da Türkçe ve Sosyal bilimler testine devam etmelidir. Eşit Ağırlık öğrencisi önce Matematik ve Türkçe testlerinden başlayıp sonra da Fen ve sosyal Bilimler testiyle devam etmeleri puan getirisi bakımından avantajlı olacaktır. Sözel alanındaki öğrenciler için Türkçe en çok puan getirecek testtir. Daha sonra Sosyal Bilimler ve daha sonra da Matematik ve Fen Bilimleri testi gelmektedir. Meslek liseli adaylar bölümüne yönelik puan getirecek derslerden başlamaları avantajlarınadır.

Sorularla inatlaşmamak gerekir

Sınavdaki her bölümdeki sorular aynı değerdedir. Yani çok kolay bir matematik sorusu ile çok zor matematik sorusu aynı puan getirmektedir. Bazı soruların çözümü birden fazla basamak içerebilir. Zaman kaybını önlemek için bu tür durumlarda Turlama tekniğiyle bu tür sorular ikinci tura bırakmak gerekir. Bundan dolayı çözülemeyen sorular üzerinde fazla zaman harcanmamalıdır.

Uzun soru zor soru değildir.

Özellikle Türkçe ve Sosyal Bilimler testinde az da olsa uzun paragraf soruları gelebilir. Sorunun uzunluğu öğrencileri korkutmamalıdır. Özellikle sayısal alandaki öğrenciler bu tür soruları okumakta sıkılmaktadırlar. Fakat en yapılabilir nitelikteki sorular bu tür sorulardır. Bundan dolayı uzun soru zor soru değildir.

Ailelere Düşen Görev

Aile olarak gençle kullanacak iletişim biçimi etkin dinleme olmalıdır. Örneğin "sana güveniyorum sen en iyi bölümlere layıksın, senin kazanamaman gibi bir ihtimali düşünemiyorum" gibi ifadeleri de öğrencinin motivasyonunu olumsuz etkileyebilir. Bu tür ifadeler öğrenciye taşıyabileceğinden fazla yük yükler. Kendisinden büyük beklentiler olduğunu gören genç gerçekçi olmayan hedefler belirler ve buna ulaşmak için tüm gücüyle çabalar. Ancak bir süre sonra, taşıyamayacağı kadar ağır olan bu yükün altında ezilmeye başlar. Ailenin daha yapıcı dil kullanması genci ders çalışmaya karşı motive edecektir.

Faruk Ardıç
rehberlik@zaman.com.tr


Sınav sürecinde Aileye düşen vazifeler       31 Aralık 2010
YGS – LYS Sorularının genel özellikleri        24 Aralık 2010
Bu Hafta Ne Yapalım                               3 Aralık 2010
Sınav Maratonuna başlarken                    26 Kasım 2010