SINAV ZAMAN
Üye olun, başarıyı yakalayın..!
e-mail adresiniz şifreniz
Şifremi Unuttum Kurumsal giriş için tıklayınız.
Abonelik Anasayfa Hakkımızda YHS YGS LYS KPSS Rehberlik Sınavlar SSS Künye-İletişim
 
  21. Asır bizim için Rönesans çağı olacak

 

 
 
 
Müslüman bilim adamlarının bilim dünyasına yaptıkları katkılarını okurken, icat ve keşifler karşısında merakımızı gizleyemezdik. Örneğin, o dönemde, hastalar özenle tedavi edilirken, Batı toplumlarında hastalara dayak atılarak, onları toplumdan sürerek tedavi olacağına inanılıyordu. Bu dönemde kültürel ve ilmi hayatına yeni bir dinamizm ve zenginlik katan Müslüman ilim adamları birçok ilke de imza atmıştı. Örneğin, sibernetiğin kurucusu, Cezeriydi. İlk tayyare yapıp uçuran ise, İbn-i Firnastı. Harezmî, hint rakamlarına sıfırı ekleyerek bugün kullandığımız rakamları oluşturuyordu. Fen bilimlerinde, deneyle sabit olmayan bilgilere itibar edilmemesi gerektiğini söyleyen Ahmet Fergani, enlemler arasındaki mesafeyi hesapladığı gibi, dünyanın eksenindeki eğimi en doğru şekilde hesaplıyordu. Makine konstrüksiyon üzerine ilk eser olan Kitab-ül Hiyel, Musa kardeşlere aitti. Yoğunlukla ilgili ilk ölçüm aleti yapan ve yerçekimi kanununu ilk açıklayan, Bîrûnîydi. Cabir bin Hayyân, atomun bölünebileceğini söylüyordu. Kimyayı ilk defa tecrübî ilim haline getiren ise Ebu Bekr Râzîydi. Bütün bu gelişmelerle İslam dünyası aydınlık bir çağ yaşarken, bizler 18. asırda özümüzden uzaklaştık; 19. asırda, kendimizi değişik fantezilere kaptırarak geçmişiyle ve tarihi dinamikleriyle zıtlaştık. 20. Asır ise bizim için geçmişiyle yabancılaşanların, ışık ve rehberi hep dışarıda arayanların çağı oldu.
 
Birkaç gündür Fem Dershaneleri organizasyonunda İstanbul, Adapazarı, Bursa gibi illerde bu sene sınava girecek öğrencilerle beraberiz. Amacımız öğrencilere hedef göstermek. Yanımızda ise aynı sıralardan geçmiş ve “Dünyada 2005 yılının en genç bilim adamı” unvanını alan Dr. Ahmet Yıldız var. Dr. Yıldız, Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü bitirdikten sonra, ABD’de California Üniversitesi’nden kabul alıyor ve bilimsel çalışmalarını bu üniversitede devam ettiriyor. Dr. Yıldız’ın yaptığı çalışma tüm insanlığı ilgilendirecek nitelikte. Körlük, sağırlık, felç, alzheimer ve kanser gibi hastalıkların tedavisinde temel bilgi olan insan hücresindeki motor proteinlerin nasıl yürüdüğüyle ilgili. Çalışmaları Dr. Yıldız’a birçok ödül kazandırmış.
 
Başarılar tesadüf değildir.
 
Konuşmalarında yüksek motivasyonla çalışmasının başarıyı getirdiğini vurguluyor, Dr. Yıldız. “Ders çalışırken motivasyonum çok yüksekti. Lisede o kadar kendimi derse vererek dış etkenlerden kendimi soyutlayabiliyordum. Mesela, Türkiye’de hiç cep telefonu kullanmadım. Zararlı olduğunu düşündüğüm için hem de insanı meşgul eden bir cihaz olduğu için kullanmadım. Cep telefonlarının öğrencilerin motivasyonunu dağıttığını onları boş yere oyaladığını düşünüyorum.”diyor. Dr Yıldız üniversiteden kabul aldıktan sonra altı yıl olan doktora çalışmaları için zamanı çok uzun buluyor. Günlük çalışmalarına iki saat ekleyip, tatilleri de bu çalışmalarına ekleyince doktorasını 2 yıl on ay gibi kısa bir zamanda veriyor.
 
Programa katılan öğrenciler çok ilgili. Ödül almış genç bir bilim adamını belki de ilk kez izlemenin heyecanı yaşıyorlar. Programdan sonra genç beyinler ile genç bilim adamının buluşmasına şahit oluyoruz. Öğrenciler soruyor, genç bilim adamı cevaplıyor. Genç bilim adamının öğrencilere verdiği mesaj,“siz de yapabilirisiniz, yeter ki, hedefinizi yüksek tutun.” şeklinde.
 
Bu tür programlar, öğrencilerde farkındalık oluşturma ve özgüven sağlama açısından çok önemli. Elbette bizleri dış ülkelerde temsil eden sadece Dr. Ahmet Yıldız değil. Bunun gibi onlarcası var. Örneğin, Amerika’da, A.Einstein Üniversitesi, Tıp Fakültesi Genetik Bölümünde tıbbi araştırmalarla Alfred Pritchard Sloan Vakfı Araştırma Bursu kazanan Doç.Dr Ertuğrul Özbudak var. Özbukdak’ın yaptığı çalışmalar Nobel bilim ödülünü alacak nitelikte. 
 
Yine Amerika’da Massachusetts Institute of Technology'de (MIT) öğretim üyesi olan ve süper iletkenler üzerine çalışmalar yapan Porf. Dr. Nuh Gedik var. Nuh, 1998 yılında Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümünden 3 senede ve birincilikle mezun olduktan sonra 2004 yılında Kaliforniya Üniversitesi doktorasını almış. Caltech'te Nobel ödüllü Ahmed Zewail ile post doktora eğitimini 2007 sonuna kadar devam ettirdikten sonra ocak 2008'den bu yana da MIT Fizik Bölümünde çalışmalarına devam etmektedir.
 
Prof.Dr. Aydoğan Özcan ise 2000 yılında Bilkent Elektrik Elektronik'ten mezun olduktan sonra Stanford Üniversitesi Elektrik Elektronik bölümünden doktorasını almış. Özcan, 2006 yılında Harvard Tıp'taki Wellman Işıksal Tedavi Merkezi'nde araştırmacı öğretim üyesi pozisyonuna getirilmiş. Kendisi ve araştırma grubu aynı zamanda Kaliforniya Nanosistemler Enstitüsü (CNSI)'nün de bünyesinde.
 
Bütün bu gelişmeler üzerine, 21. asrın Türkiye için bir inanç ve inanmışlar asrı ve bizim için bir Rönesans çağı olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.
 
 
Faruk Ardıç
Fem Dershaneleri Rehberlik Servisi
rehberlik@zaman.com.tr